Stocchi nörologlarla buluştu

Ünlü nöroloji uzmanı Prof. Dr. Fabrizio Stocchi İstanbul’daydı.

 

Novartis desteğiyle Türkiye’ye gelen Parkinson hastalığı ve hareket bozuklukları alanında uzman, dünyaca ünlü İtalyan bilim adamı Prof. Dr. Fabrizio Stocchi, bilgi ve deneyimlerini paylaşmak üzere 11 ilde yapacağı ziyaretler kapsamında İstanbul’da üç önemli toplantı gerçekleştirdi.

Mart ve Nisan ayları boyunca 11 ilde Parkinson konusunda gerçekleşecek toplantılar için Türkiye’de bulunan Prof. Dr. Fabrizio Stocchi, Türk hekimlerini hastanelerinde ziyaret ederek, Parkinson hastalığının tanı ve tedavisinin yanısıra tüm dünyada hızla gelişmekte olan nörorehabilitasyon alanında deneyimlerini paylaşıyor. Toplantı serisiyle Türk nörologlara dünya çapında bilgi aktarılarak, Parkinson hastalığından etkilenen on binlerce ailenin yaşam kalitesinin dolaylı olarak artırılması amaçlanıyor.

Prof. Dr. Fabrizio Stocchi bu ziyaretler kapsamında 2-3 Nisan tarihlerinde İstanbul’da üç önemli toplantı gerçekleştirdi. 2 Nisan’da Ataköy Sheraton Otel’de,  3 Nisan’da GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi’nde ve Moda Hilton Double Tree Otel’de akademisyen ve nörologların da dahil olduğu yaklaşık 100 hekimin katılımıyla gerçekleşen toplantılarda uzman gözetiminde hastanın içinde bulunduğu hastalık evresine göre şekillendirilen fiziksel egzersizin hastanın fiziksel kabiliyetini artırmaktaki katkısı tartışıldı.

İlk kez İngiliz doktor James Parkinson tarafından 1817 yılında titremeli felç olarak tanımlanan Parkinson hastalığı, beyinde hareketleri kontrol eden ve bundan sorumlu olan hücrelerden salgılanan dopamin miktarının hücrelerin hasar görmesi sonucu azalması ile ortaya çıkıyor. Azalmış dopamin sonucu kollarda bacaklarda titreme, hareketlerde yavaşlama gibi belirtiler görülüyor. Sinsi ve yavaş seyreden hastalık zamanla bütün vücuda yayılıyor. Genelde 50 yaşından sonra görülen ve erkeklerde görülme sıklığı daha fazla olan hastalık Türkiye’de de binlerce insanı etkiliyor. Her yıl yaklaşık 10bin civarında hastaya Parkinson teşhisi konulan ülkemizde toplamda 100bin Parkinson hastası olduğu tahmin ediliyor.

Prof. Dr. Fabrizio Stocchi kimdir?

Prof. Dr. Fabrizio Stocchi, dünyaca ünlü IRCCS’de (San Raffaele, Roma, İtalya) Parkinson Hastalığı ve Hareket Bozuklukları Araştırma Merkezi Direktörüdür. Nöroloji profesörü ve nöroloji danışmanıdır. Vicenza’daki Parkinson Hastalığı Araştırma Enstitüsü’nde de bilimsel danışman olarak görev yapmaktadır. Tıp Eğitimini L’Aquila Üniversitesi’nde, doktorasını ise Catania Üniversitesi’nde tamamlamıştır.

Prof. Stocchi’nin araştırma etkinlikleri hareket bozuklukları ve nörodejeneratif hastalık alanında nörofarmakolojinin yanısıra son zamanlarda ayrıca nörorehabilitasyona odaklanmıştır. Genetik, klinik tanı, Parkinson hastalığının tanımlanması ve tedavisine ilave olarak hastalıkta preklinik araştırmaya ilişkin birçok kitap ve makale yayınlamıştır.

Parkinson hastalığı nedir?

İlk kez İngiliz doktor James Parkinson tarafından 1817 yılında titrek felç olarak tanımlanmıştır. Beynimizde hareketlerimizi kontrol eden ve bundan sorumlu olan hücreler bulunur. Bu hücrelerden kimyasal maddeler salgılanır. Bunlardan birisi de dopamindir. Dopamin üreten hücrelerin bir kısmı hasar gördüğünde ya da azaldığında beyindeki dopamin miktarı da azalır. Azalmış dopamin sonucu kollarda bacaklarda titreme, hareketlerde yavaşlama gibi belirtilerle ortaya çıkan hastalığa Parkinson hastalığı denilmektedir.

Parkinson, yavaş ve sinsi seyreden bir hastalıktır. Başlangıcında tek taraflı belirtiler görülürken daha sonra bu bütün vücuda yayılır. Belirtilerin şiddeti her hastada farklıdır. Hastalık genelde 50 yaşından sonra görülür ve erkeklerde görülme sıklığı biraz daha fazladır.

Türkiye’de her yıl yaklaşık 10bin civarında hastaya yeni teşhis konulmaktadır ve toplam 100bin civarında Parkinson hastası olduğu tahmin edilmektedir. Buna göre, Türkiye’de 100bin aile Parkinson hastalığından doğrudan etkilenmektedir.

Parkinson hastalığı tanısı

 

Parkinson hastalığına tanı koymak için özel bir yöntem yoktur. Laboratuar ya da röntgen tetkikleri sonucunda hastalığın anlaşılması mümkün değildir. Fakat uzman bir nörologun hastadan ve hastanın yakınlarından aldığı bilgiler, ayrıca yaptığı muayene sonucu tanı koyulabilir. Parkinson hastalığı ile karışabilecek diğer hastalıkların ayırıcı tanısı da yine nörolog tarafından yapılmaktadır.

Parkinson hastalığı tedavisi

 

Hastalığın ortadan tamamen kaldırılmasına veya önlenmesine yönelik bir tedavi henüz bulunmamaktadır. Ancak Parkinson hastalığının belirtilerini kontrol altına almaya yönelik tedaviler vardır. Parkinson hastalığının tedavisinin amacı hastanın aktif, bağımsız, kendi başına işini yapabilen hale gelmesini sağlamaktır. İlaç tedavisiyle kas sertliği, titreme, hareketlerdeki yavaşlığın düzelme ihtimali yüksektir. Tamamen düzelmese de azalmasını sağlayacaktır. Bunun yanında konuşma bozukluğu, donuk yüz ifadesi, yazma bozukluğu, terleme gibi sorunlarda da bazı iyileşmeler sağlanabilir.

Parkinson tedavisinde aile ve hekimin bir arada çaba göstermesi hastanın kendisini daha iyi hissetmesini sağlar ve hastanın yaşam kalitesini arttırır. Aileden gelen desteğin katkısı fazla olacaktır. Diyetin Parkinson hastalığını düzeltmesi söz konusu değildir. Ama dengeli beslenme sağlık açısından faydalıdır. Her hastaya aynı tedavi uygulanmaz. Hastanın yaşına, hastalığın hangi döneminde olduğuna, maddi gücün verdiği imkâna, hastada görülen belirtiye göre farklı tedavi uygulanır. Uygulanacak ilaçlar ve bu ilaçların dozları her hasta için farklı olabilir.

Özellikle “balayı evresi” olarak nitelendirilen ilk 2-5 yıl tamamlandıktan sonra ortaya çıkabilen “doz sonu kötüleşmesi” döneminin semptomlarının yönetimi, hastanın uzun dönemli yaşam kalitesini artırmak açısından önemlidir. Doz sonu kötüleşmesi, Parkinson ilaçlarını aldığında yakınmaları düzelen hastanın bir sonraki ilaç saati yaklaştığında Parkinson hastalığı ile ilgili yakınmalarının (titreme, katılık, ağrı/acı, hareketlerde yavaşlama, anksiyete/panik atak, düşünme yetisinde yavaşlama, el becerisinde azalma v.b.) tekrar ortaya çıkmasıdır ve bu dönemde semptomları mümkün olduğunca kontrol altında tutarak hastanın günlük yaşam aktivitelerini kendi başına sürdürebilmesini sağlamak aynı zamanda hasta yakınlarının da yaşam kalitesine dolaylı olarak büyük etkide bulunmaktadır.

Prof. Dr. Stocchi Türkiye’de yapacağı ziyaretler boyunca hastalığın bu döneminin tanısının artırılması ve tedavisi konusundaki tecrübelerini Türk hekimleriyle paylaşmaktadır.