RiskMAN çalışmasının sonuçları açıklandı

RiskMAN Çalışması’nın sonuçlarına göre ülkemizde 3 hipertansiyon hastasının 1’inde şeker hastalığı da bulunuyor ve hipertansiyon hastalarında kalp hastalığı riskini düşüren tedaviye uyum yetersiz.

30 Nisan’da düzenlenen bir toplantıyla duyurulan RiskMAN Çalışması’nın sonuçlarına göre ülkemizde 3 hipertansiyon hastasının 1’inde şeker hastalığı da bulunuyor ve hipertansiyon hastalarında kalp hastalığı riskini düşüren tedaviye uyum yetersiz. Buna bağlı olarak hipertansiyon hastalarında 10 yıl içinde koroner kalp hastalığı gelişme riski yüzde 13 iken bu oran erkeklerde yüzde 19’a çıkıyor. Yani hipertansiyonu olan 5 erkekten biri 10 yıl içinde koroner kalp hastası oluyor.

Sanofi-aventis tarafından 2010 yılında Türkiye’nin 50 merkezinde başlatılan ve hastaların dokuz ay takip edildiği RiskMAN Çalışması’nın sonuçları yapılan bir toplantıyla açıklandı. Türk Kardiyoloji Derneği Gelecek Başkanı Prof. Dr. Ömer Kozan’ın koordinatörlüğünde yürütülen çalışmaya göre ülkemizdeki hipertansiyon hastalarının yaklaşık yarısında kan yağlarının yüksekliği, kilo fazlası, kan şeker toleransının bozulması ile seyreden kalp krizi geçirme riskini yükselten metabolik sendrom bulunuyor. Yine çalışma sonuçlarına göre 3 hipertansiyon hastasından 1’inde şeker hastalığı, 5 hipertansiyon hastasından 1’inde obezite bulunuyor ve 6 hastadan 1’i sigara içiyor.

Hipertansiyon, kalp hastalığı  gelişimine neden oluyor. Ayrıca hipertansiyon hastalarında kan yağlarının yüksek olması, şeker hastalığı ve aşırı kilo gibi kalp sağlığını tehlikeye atan diğer durumlar hipertansiyonu olmayan kişilerden daha yüksek oranlarda görülüyor. Hipertansiyon hastalarında gelecekteki kalp krizi riskini azaltmak için bugünden önlem almak gerekiyor.

Ülkemizde hipertansiyon hastalardaki kalp hastalığı riskini düşürmeye yönelik tedavinin değerlendirilmesi amacıyla yapılan RiskMAN çalışması, ülke çapında 50 merkezde gerçekleştirildi ve 1023 hasta değerlendirildi. Çalışmanın amacı hipertansiyonu olan hastaların geçmiş bir yıl içinde nasıl tedavi edildiği ve çalışmaya alındıktan sonra dokuz aylık süre içinde kalp hastalığı gelişme risklerinde bir değişiklik olup olmadığının araştırılmasıdır.

Hipertansiyonu olan 5 erkekten 1’i 10 yıl içinde koroner kalp hastası olacak!

Hipertansiyon hastalarında 10 yıl içinde koroner kalp hastalığı gelişme riski yüzde 13 iken bu oran erkeklerde yüzde 19’a çıkıyor. Yani hipertansiyonu olan 5 erkekten 1’i 10 yıl içinde koroner kalp hastası oluyor. Aynı zamanda şeker hastalığı, metabolik sendrom veya böbrek hastalığı olması bu riski daha da yükseltiyor.

RiskMAN Çalışması’nın sonuçlarına göre hipertansiyon hastalarının verilen tedaviye uyma oranlarının istenen düzeylerde olmadığı anlaşıldı. Bunun yanı sıra diyet önerilerine uyma, sigaranın bırakılması ve egzersiz yapma oranları ise olması gerekenden çok daha düşük çıktı. Sonuçta değerlendirilen 1023 hastaya göre 5 hipertansiyon hastasından 1’inin kan basıncı ve 3 hastadan 1’inin kan şekerinin olması gerekenden yüksek. Çalışmaya göre hipertansiyon hastalarının yarısından fazlasının kan yağları yüksek ve kiloları fazla. Ayrıca 4 hastadan biri düzenli şekilde egzersiz yapmıyor.

Önerilere uyulursa, koroner kalp hastalığı riski yüzde 40 azalıyor!

Hipertansiyon hastaları önerilere uydukları takdirde koroner kalp hastalığı gelişme riskleri azalıyor. Dokuz aylık takip süresince hastaların yüzde 40’ında risk azalması görüldü. Takip başlangıcında hastaların yüzde 41’inde yüksek ve çok yüksek risk bulunurken, 9 aylık takipte bu oran yüzde 20’ye düştü. Sonuç olarak hastalar, hipertansiyon ilaçlarını ve gerekiyorsa lipid, şeker ilaçlarını kullanırsa, diyet ve egzersiz önerilerine uyarsa koroner kalp hastalığı riskini düşürüyor.

2002 yılında Sanofi-aventis tarafından yapılan, ülkemizde yüksek kalp hastalığı riski olan hastaların 5 yıl süreyle izlendiği Vasküler Risk Çalışması’nda da benzer sonuçlar saptanmıştır. Vasküler riskli 5 bin 600 hasta üzerinde yürütülen Vasküler Risk Çalışması’nın sonuçları da hipertansiyon hastalarının tansiyon yüksekliğine karşı tedavi alırken, şeker hastalığı ve lipid yüksekliği gibi durumların da dikkate alınması gerektiğini, hipertansiyon hastalarında uzun süreli tedaviye uyumun çok önemli olduğunu göstermiştir.